TEMİZLİK
Temizlik yaptım bugün. Hem de tüm benliğimde. Fiziksel bedenim dahil tüm enerji bedenlerimde, bilincimde ve bilinçaltımda. En küçük yerlerine, kıvrımlarına girmiş, sinmiş tüm enerji blokajlarını temizdim. Farkında olduğum bütün olumsuz düşünce ve duygularımı, inanç kalıplarımı ve kodlamalarımı iptal ettim.
Kırgınlıklarımı dışarı çıkardım ilk önce.
Görmenizi isterdim. Nasıl da çok yer kaplıyorlarmış, inanmazsınız. Bağışlamayı yerleştirdim yerine özenle. Önce yaptıklarımla ve yapamadıklarımla kendimi bağışladım, ardından titizlikle görebildiğim, göremediğim her yere, tüm enerji alanıma ektim bağışlamanın tohumlarını. Temizlerken kırgınlıklarımı ve izlerini, didiklemedim neydi onlar diye. Geçmişimi sevgiyle bıraktım. Çünkü biliyordum, yaptıklarımla geleceğe yeni bir farkındalıkla adım attığımı.
Kıskançlığıma, kıyaslama, rekabet ve haset duygularımın izlerine baktım .
Kıskançlığımı temizlemem kolay oldu. Sevindim. Çok şükür ki, kin, nefret ve haset yoktu yüreğimde. Nasıl temizlerdim hiç bilmiyorum. Yine de temizlerdim diğerlerini temizlediğim gibi sabırla. Ama kıyaslama ve rekabet adına yakışır bir şekilde biz buradayız diyorlardı. Kendimi bile yaptıklarımla ve yapamadıklarımdan dolayı bir zamanlar nasıl da kıyaslamışım. Hepsini çıkardım ve temizledim.
Sıra korkularıma gelmişti.
Çıkarmaya bile korktum önce. Ne de çok alışmışım onlarla yaşamaya. Bunca acı ve endişeye nasıl alışılır, sıkı sıkıya nasıl yapılışılır acılarla var olmaya anlayamadım. Toprağını ve bulunduğu yeri seve menekşe gibiydiler. Ee, ne de olsa iyi bakmıştım onlara. Her gün yeni yeni korkular ekip, endişelerimle sulamıştım: Hastalık, aile içinde ve toplumda sevilmeme, yalnız kalma, dışlanma, aldatılma, yetersiz olma, var olan düzeni ve statüyü kaybetme, parasız kalma, anlaşılamama, başaramama, eleştirilme korkularımın hepsini temizlerken yorulduğumu hissettim.
Huzuru, mutluluğu ve yaşamdan keyif almayı ne de çok ihmal ettiğimi anladım o an. Bu ilgiyi onlara verseydim, her gün onları düşünüp birer umut daha ekseydim; almadan verip, beklemeden sevseydim ve paylaşsaydım, her şeyden önce içimdeki gücün ve yüreğimdeki sevginin farkında olsaydım, böyle bahar temizliğine ihtiyacım olmazdı. Çok zorlandım korkularımla. Birbirlerinin içine halkalar misali girmişler ve kenetlenmişlerdi adeta. Ama onları da sevgiyle çıkardım. Onları yaşamaktan, hem de bir zamanlar bir kabus gibi yaşamaktan, pişmanlık duymadan çıkardım ve enerji izlerini temizleyerek kolaylıkla hazmetmeyi seçtim.
Son olarak öfkeye ve yargılamaya bir bakayım dedim.
Bu temizlikten egom çok rahatsız oldu. Kendime ve çevreme öfkelendiğim hatta Tanrı’ya kızdığım ne çok zaman olmuş. Kanırta kanırta çıkarken canım çok acıdı, ne de güzel beslenmiş içerde. Sırf benim düşünce sistemime uymadı diye nasıl da acımasızca yargılamışım insanları. Önyargıyla ne kadar çok değerlendirme yapmışım olaylarda. Hele kendimi nasıl yargılamışım bir türlü inanamadım. Yine de başardım üzerime bir kılıf gibi geçmiş olan bu olumsuz duygulardan kurtulmayı.
Pek bir rahatladım. Birden baharın gelişiyle doğanın uyanırken yaydığı mis gibi kokuları duymaya başladım. Gözlerim ışıl ışıl, yüreğim sevginin o güzel frekansı ile atıyordu sanki.
Temizlik yaptım bugün. Bahar temizliği.
Neşe ektim, hoşgörü, sağlık ektim, bol coşku ve keyfi de ihmal etmedim. Almadan vermeyi, sevilmeden de sevmeyi, paylaşmayı ektim, huzuru ve içsel dengeyi yerleştirdim.
Sevgi ve güven ektim alabildiğine. Saatlerce ektim sevgiyi. Biliyordum artık yüreğimden sevgiyi, sevgi denen o enerjiyi, o frekansı sadece yoğunlaştırıp serbest bırakacak ve önce kendimi sevgimle ödüllendirecektim. Öyle de yaptım. Bağışlama ektim. Aşk ektim her hücreme. Coşku, heyecan ektim. Kabullenme ektim. Baş eğme değil. Olduğu gibi kabullenme; kendimi, çekirdek ailemi ve çevremdekileri. Onların var oluş biçimlerine saygı duymayı öğrenmiştim artık. Biliyordum artık yaşadığım tüm olayların bir yaşanma sebebi olduğunu ve tüm ilişkilerimde yaşadıklarımın bana beni gösterdiğini…
Temizlik yaptım bugün. Bahar temizliği. Ve bunu yapabildiğim için de kendime kocaman bir aferin verdim. Şükrettim varlığıma, bilincime, yüreğime, sahip olduğum her şeye ve yapabildiklerime… Şükürler olsun!
Serap Toyata Büyükşalvarcı
NERGİS ÇİÇEĞİ
Bir nergis çiçeği ölmüş. Çayırdaki çiçekler, ırmaktan birkaç damla su istemişler, ona gözyaşı dökmek için.
“Bendeki tüm su damlaları gözyaşı olsa, nergis için dökeceğim yaşlara yetmez. Onu çok severdim” demiş ırmak.
“Nergisi kim sevmezdi ki? O kadar güzeldi ki…” diye yanıt vermiş çayırdaki çiçekler.
“Gerçekten güzel miydi?” diye sorunca ırmak, “Senden iyi kim bilir bunu? Kıyında eğilip suyunda kendi güzelliğine bakardı her gün” demişler. Irmağın yanıtı şöyle olmuş:
“Onu sevmemin nedeni, bana eğilip baktığında, suyumun yansımasını görmemdi gözlerinde…”
Oscar Wilde
|